Kanın içerisinde dolaştığı atardamar duvarına yaptığı basınca kan basınca ya da tansiyon adı verilir. Özel tansiyon ölçücü aletler ile koldan ölçülür. Kalbin karıncığının her bir kasılması ile atardamar içerisine attığı kanın damar duvarına yaptığı en yüksek basınca maksimal tansiyon veya büyük tansiyon denir, kalbin diastol hali denen kanın kalbe olduğu haldeki basınca da minima veya küçük tansiyon denir.

Normal bir insanda büyük tansiyon 12, küçük tansiyon 8 olur. Büyük tansiyonun 16 dan yukarı çıkması ya da küçük tansiyonun 10 dan aşağı olması hipertansiyon olarak değerlendirilir. Tansiyonun çok yükselmesi veya düşmesi vücutta kalıcı hasarlar bırakmaktadır. Beyin 4 dakikadan fazla oksijensiz kaldığı zaman bir daha düzelmeyen bozukluklar meydana gelir.

Hipertansiyon değişik mekanizmalarla meydana gelir. Bunlar içerisinde en çok görülen sebepler:

Kalp hastalıklarına bağlı hipertansiyon

Böbrek hastalıklarına bağlı hipertansiyon

Endokrin sistem hastalıklarına bağlı hipertansiyon

Sebebi belli olmayan idiopetik hipertansiyon

Hipertansiyonun belirtileri:

Baş ağrısı: Enseden başlayıp öne doğru yayılan baş ağrısı vardır. Ağrı karekteristik olarak sabah uykudan uyanınca vardır, daha sonra kaybolur. Hipertansiyon tedavi edildiği zaman geçer.

Sırtta ve omuz başlarında ağrı

Baş dönmesi

Çarpıntı

Burun kanamaları

Görme bozuklukları

Aşırı tansiyon yüksekliklerinde beyin kanamalarına bağlı felçler

Kusma, sara nöbetleri, koma hali

Kalp yetmezliği ve böbrek yetmezliği bulguları görülmektedir.

Hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken durumlar, sürekli tansiyon takibi yaptırmalı, diyetlere tamamen uyulmalı, ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.

Halsizlik, yorgunluk, uyku hali, baş dönmesi, göz kararması ve idrar miktarının azalması varsa hemen doktora başvurmalısınız. Ani tansiyon düşüklüklerinde bir bardak tuzlu ayran tansiyonun yükselmesine yardımcı olacaktır. Tansiyon hastaları hayvansal yağlardan yani tereyağ, kuyruk yağı, iç yağ gibi yağlardan uzak durmalıdır.

Hanımlar sizlere doğal vücut peelingi tarifleri vereceğiz. Doğal vücut peelingi nasıl yapılır? Cevabı yazımızda bulunuyor…

Öncelikle peeling denince akla şekerin geldiğini ve doğal peeling için esmek şeker kullanmanız gerektiğini sizlerle paylaşmak isteriz. Bunun nedeni cilde en iyi soyma işlemi şeker sayesinde olur. Vücut peelingi ile daha diri ve pürüzsüz bir cilt elde edersiniz. İhtiyaç hissettiğiniz de kullanmanız için sizlere önerdiğimiz  peeling tarifleri şöyledir;

  1. Yumurtalı Vücut Peelingi
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 adet yumurta

Yumurtanın akı ile şekeri bir kâse de karıştırın. Sonrasında vücudunuza masaj yaparak uygulayın. 10 dakika bekletip durulayın.

  1. Yulaflı Vücut Peelingi
  • 4 tatlı kaşığı yulaf
  • Yarım tatlı kaşığı avokado yağı
  • 1 tatlı kaşığı deniz suyu
  • 1 tatlı kaşığı yumurta akı

Malzemeleri bir kâse de içerisinde karıştırın ve vücudunuzda ihtiyaç gördüğünüz yerlere uygulayın.5 dakika bekletip durulayın.

  1. Kahveli Vücut Peelingi
  • 1 fincan kahve
  • Yarım çay bardağı toz şeker
  • 4 tatlı kaşığı masaj yağı

Malzemeleri karıştırın ve bu karışımı banyo esnasında uygulayın. Bunun nedeni cildinizin gözeneklerinin açık hale banyoda gelmesidir. Masaj yaparak karışımı uyguladıktan sonra 5 dakika tutun ve durulayın.

  1. Portakallı Vücut Peelingi
  • Yarım çay bardağı portakal
  • 4 tatlı kaşığı deniz suyu

Bir kapta malzemeleri karıştırıp vücudunuza sürün. 5 dakika bekletip durulayın.

  1. Doğal Vücut Peelingi
  • 1 çay bardağı deniz suyu
  • 4 tatlı kaşığı lavanta yağı
  • 2 tatlı kaşığı ardıç tohumu (öğütülmüş)
  • 1 adet limon kabuğu rendesi
  • Göz kararı sıvı yağ

Bütün malzemeleri karıştırıp, banyoda vücudunuza uygulayın. Kurumaya başlayınca önce ovarak çıkartın peelingi sonra ılık su ile yıkayın.

NOT: Size önerdiğimiz bu doğal peelingleri istediğiniz her zaman uygulayabilirsiniz. Sadece iki peeling arası 2 hafta geçmesi gerekmektedir.

 

Mide bulantısının pek çok farklı nedeni olmakla birlikle mide bulantısını tetikleyen unsurların başında; stres, migren, araç tutması, kaygı, aşırı alkol kullanımı ve gıda zehirlenmesidir. Bunların dışında da hamilelik döneminde sıkça görülen bir rahatsızlıktır. Geçici olarak görülen mide bulantısını gidermek için bazı yiyecekleri tüketerek de midenizi rahatlatabilirsiniz.

Yoğurt: Kemoterapiye bağlı mide bulantısına yoğurt çok faydalıdır. Hem midenizi rahatlatacaktır hem de mide bulantınızın giderilmesini yardımcı olacaktır.

Tuzlu Bisküvi: Tuzlu bisküvi yada kreker, özellikle hamile bayanların mide bulantılarına bire birdir. Eğer midenizde tuzlu yiyeceklerle ilgili herhangi bir sorunu yoksa mide bulantınızın gitmesi için tüketebilirsiniz.

Muz: Muzun içerisinde bulunan tanenler sayesinde mide bulantınızın giderilmesine aynı zamanda da metabolizmanızın hızlanmasına da yardımcı olacaktır.

Karpuz: Karpuz yiyerek hem mide bulantınızı gidermiş olursunuz hem de kaybettiğiniz suyu geri alabilirsiniz.

Nane: Mide bulantınızın arttığı zamanlarda bir iki tane nane yaprağını çiğneyerek hem midenizi rahatlatacaktır hem de mide bulantınızın gitmesini yardımcı olacaktır.

Su: Vücutta genellikle su kaybında dolayı da mide bulantısından dolayı bol su tüketmek gerekir.

Zencefil: Zencefil birçok mide sorunun ilacı olduğu gibi mide bulantısına da son derece iyi gelmektedir. Mide bulantınızın şiddetli olduğu zamanlarda günde iki üç bardan zencefil çayı içebilirsiniz.

Limon: Genellikle hamilelikle mide bulantısında tüketilmesi gereken bir besindir. Limonun ekşiliği ve kokusu bile mide bulantınıza iyi gelecektir.

Elma: Mide bulantısına neden olan toksinleri lifli yapısını parçalayarak vücuttan uzaklaştırarak mide bulantınıza son derece iyi gelecektir.

Kuru Yemiş: Mide bulantılarınız protein eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Bundan dolayı mide bulantılarınızda kuru yemişlerden faydalanabilirsiniz.

Soda ve Maden Suyu:  Eğer ki çok yağlı ve çok fazla yemek tüketmişseniz gün boyunca mide bulantınızdan rahatsız oluyorsanız bir şişeyi geçmemek şartıyla sade bir soda yada içine bir limon dilimini yada maden suyu içmeniz midenizi rahatlatacaktır.

Burun tıkanıklığı uykunuzu kaçırabileceği gibi hayatınızı bir anda zindan bile edebilir. Özellikle ani baş ağrılarına neden olan burun tıkanıklığı ayrıca nefes alışınızı zorlaştıracağından beyni oksijenin az gitmesi sonucu daha kötü istenmeyen sonuçlarla da sonuçlanabilir.

Peki burun tıkanıklığı nasıl açılır? Bu yazımızda sizlere burun tıkanıklığına iyi gelen bir kaç özel karışımdan bahsedeceğiz..

Domates suyu karışımı

Domates suyu karışımı burun tıkanıklığı için oldukça önemli bir karışımdır. Bir bardak domates suyunu ezilmiş 2 veya 3 diş sarımsak, biraz acı sos, bir tatlı kaşığı limon suyu ve bir tutam tuz ile kaynatın. Hazırladığınız karışımı günde 2 kez olmak üzeri 3 gün boyunca sıcak sıcak için. Bu karışım ile burun tıkanıklığınız hemen gdecektir.

Sarımsaklı su karışımı

Sarımsak her ne kadar kötü bir koku yaysada bir çok hastalığın da önemli bir yardımcısıdır. Diğer sorunları yok etmesi gibi sarımsak, burun tıkanıklığına da son derece iyi gelmektedir. Bir diş sarımsağı havanda ezerek bir bardak ılık su ile karıştırılıp içildiğinde burun tıkanıklığınızı açacaktır. Sarımsak, antiviral özelliği sayesinde solunum yolu enfeksiyonlarına iyi gelmektedir.

Okaliptüs yağı

Okaliptüs, burun tıkanıklığında oldukça etkilidir. Boğaz ağrıları için içilen pastillerin de içerisinde bol miktarda kullanılan okaliptüs, burun tıkanıklığını hızlı ve etkili bir biçimde açmaktadır. Okaliptüs yağını bir aktardan alarak mendile damlatın ve günde 2 ya da 3 kez olmak şartı ile o mendili koklayın. Yastığınıza damlatabileceğiniz okaliptüs yağı, siz gece uyurken nefesinizin açılmasını sağlar.

Sıcak duş alın

Buharın etkisiyle yumuşayan mukus kolayca akar ve tıkanıklığın gitmesine yardımcı olur. Burun tıkanıklığı şikayetiniz varsa sıcak duş alarak tıkanıklığın azalmasını sağlayabilirsiniz.

Birçok kişi kilo problemi yaşamaktadır. Alınan aşırı kilolar zamanla gerekli önlem alınmazsa obeziteye yol açabilir. Ayrıca aşırı kilo birçok hastalığın tetikleyicisi olabilir. Vücuttaki yağlanma, kalp damarlarında yağlanma ve ciğerlerdeki yağlanmalar ciddi sorunlara neden olabilir.

Kişiler kilo aldıklarında çeşitli yöntemlere başvurmaktadırlar. Önceleri diyetler başlar bir kaç gün sürer ve sonunda biter. Yeniden eski günlere dönülerek her şey fazlasıyla yenmeye devam edilir. Bazı kişilerde kilo verdirme adı altında piyasada satılan sağlıksız ilaçları kullanmaktadırlar. İşte bu uygulanacak en kötü yöntemdir. Çünkü bu ilaçlar sağlık bakanlığı tarafından onaylanmamış sağlıksız ilaçlardır.

Kilo vermek için uygulayacağınız diyet, spor gibi yöntemlerin yanında evde kendiniz yapabileceğiniz bazı bitkisel kürler de sizlere kilo verme konusunda yardımcı olacaktır. Lahana suyu kürü bunlardan birisidir.

Lahana kürü için iri yeşil sarımsı lahana, taze maydanoz ve taze sıkılmış limon suyu kullanılır. Yarım litre klorsuz su kaynatılır ve içerisine dört adet lahana yaprağı bölünerek koyulur. Ağzı kapalı bir şekilde kısık ateşte üç dakika kaynatılır. Üç dakika sonra içerisine yarım demet maydanoz saplarıyla birlikte ilave edilir ağzı kapatılarak iki dakika daha kaynatılır.

Ocağın altı kapatılarak yapılan karışımın ılıması beklenir. Ilıyan karışım cam bir kaba alınarak istenirse günde üç defa tüketilir. Bu karışımın aç karnına içilmesi daha etkili olur. Her içimden önce içerisine iki yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu ilave edilmelidir. Kürü uygularken yedi gün kür içilmeli üç gün ara verilmelidir. Bu şekilde yirmi bir gün kür içilmelidir.

Bu kür özellikle baha aylarında uygulanırsa kışın alınan kilolar kısa sürede verili ve baharın verdiği yorgunluktan kurtulunur. Bu kür tokluk duygusunu geliştirir ve yeme hissini ortadan kaldırır. Ruh sağlığını güçlendiren bu kür sıkıntıdan yemek yeme durumunu da ortadan kaldırır. Yenilen şeylere dikkat edildiği sürece kür uygulamasından sonra da kolay kolay kilo alınmaz.

İnsanoğlu genel olarak bazı değerlerin kıymetini hep kaybedince anlıyor. Bunların en başında da tabi ki sağlık geliyor. Halbu ki sağlık kaybedildiğinde dünyadaki bütün servet ve maddi argümanların boş olduğu, hayatta en önemli şeyin sağlıktan ibaret olduğu gün gibi karşımıza çıkıveriyor.

Peki öyleyse ne yapmalı? Sağlıklı bir yaşantının sırrı nedir? Gitmeden sağlığımızın kıymetini nasıl bilebiliriz?

Arabalarımıza bile her sene zorunlu olarak muayene yaptırırken en son ne zaman check-up yaptırdınız acaba?

Çok büyük Devlet adamlarının sinsi gelişen bir hastalık olan kolon kanserine yakalanmaları sizce tesadüf mü? Bence değil. Bence büyük bir ihmalin neticesi olarak bunlar karşımıza çıkıyor. Örneğin en azından 2 senede bir “kolonoskopi” yaptırarak kolon kanseri başlangıcını erken teşhis etmek sureti ile bu hastalıktan kurtulmak mümkünken, kontrollerin yapılmaması nedeni ile kanser boyutunda tespit edilmesi sizce olağan bir şey midir?

Burada kolon kanseri örneğini verdik ama belirtmek gerekir ki çoğu hastalıkta erken teşhis hayat kurtarmaktadır. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyen Kanuni Sultan Süleyman boşuna söylememiş. Sağlığımızın gitmeden kıymetini bilmek istiyorsak, düzenli chek-up kontrollerinden geçmeliyiz.

Hayatta kaybetmeden değerlerimizin kıymetini bilmek dileğiyle, esen kalın.

Depresyon gelip geçici bir durumdur ama hayatınızın tümünü etkileyen bir durumdur.  İnsanın çevreleyen bir çember düşünün insan günlük yaşantısında yapması gereken aktiviteleri yapabiliyorsa depresyonda değildir ama yemek yiyemiyor, spor yapamıyor ve sürekli bir üzüntü, uyuşukluk durumunuz varsa depresyona girmiş olabilirsiniz. Depresyonun teşhisi için uzman bir doktora gitmeniz size faydalı olacaktır.

Kış aylarında insanları etkileyen bir depresyon olan kış depresyonu tamamen farklı bir boyuta taşımaktadır. Ocak ve Şubat aylarından sıklıkla görülen depresyon kişinin uyku düzenini ve yemek yeme alışkanlıklarını tamamen değiştirmektedir. Depresyonda olan kişiler kendini endişeli ve sanki bir boşluktaymış gibi hissetmektedir. Bu süreçte genellikle nişastalı ve bol şekerli yiyeceklere yönelme vardır ve bu tür gıdalar vücutta bulunan serotonini maddesinin artmasını sağlarken depresyondan olan kişinin kendisine gelmesini sağlamaktadır. Bu depresyon çeşidi bahar aylarının gelmesiyle kendi kendine sona ermektedir. Bu şekilde sorunlarınız bulunuyorsa sizde kış depresyonuna yakalandınız demektir. İlk akla gelen sorulardan birisi peki, kış depresyonuna yakalandıysam ne yapmalıyım, bu sorunu nasıl aşabilirim?

Kış Depresyonu Nasıl Aşılabilir!

Bu süreçte yapabileceklerinizin başında zamanınızın büyük bir kısmını güzel günlerde, açık havalarda dışarıda gezmeniz olmalıdır. Her gün düzenli olarak özellikle sabahları gün ışığının ve havanın en güzel olduğu saatlerde 30 dakika bile olsa tempolu bir şekilde spor yapmanız vücudunuzda bulunan ve sizi depresyondan koruyan endorfin ve serotonin maddelerinin salgılanmasını sağlayacaktır ve sizi depresyonsuz bir hayata götürecektir. Bu maddeler insan bünyesine mutluluk getirir ve sizin zinde kalmanızı sağlamaktadır.

İkinci olarak yapabileceğiniz hayata daha iyimser bir gözle bakmanız olacaktır. Kendinizi iyi hissettirecek şeylere yönelmeniz sizi bir nebzede olsa depresyondan uzaklaştıracaktır. İnsanlara güler yüzlü yaklaşmak, insanlara yardımcı olmak onlarla ilgilenmek ve sahip olduğunuz güzellikler için sürekli şükretmek sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlacaktır.

Rahatsızlıklar arasında en zararsızı ve masrafsızı olarak bilinen ve araştırmacılar tarafından onaylanan bir rahatsızlık türüdür depresyon, bu rahatsızlık günde en az 10 dakikasını güzel şeylere harcayan bir insan için geçici bir rahatsızlıktır. Her gün düzenli olarak spor yapmak, insanlara ve kendinize faydalı şeyler yapmak zaten insanın yapması gereken aktivitelerdir ve sadece depresyona iyi gelen bir teknik olarak görülmemelidir. Hayatı boyunca bunları yapan kişiler uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşayabilir. Sinirden ve stresten uzak durmak insan bünyesinin düzenli şekilde çalışmasını sağlamaktadır. Vücutta bir denge bulunmaktadır ve bu dengelerin bozulması sırasında çeşitli hastalıklar ortaya çıkmaktadır bu hastalıklardan birisi olan depresyon kış aylarında kendi daha çok göstermektedir. Genellikle çok çalışan, kendine zaman ayıramayan, düzenli yemek yiyemeyen ve spor yapmayan kişilerde oldukça fazla görülmektedir.

Zamanınızı iyi değerlendirirseniz, keyifli zamanlar geçirdiğiniz arkadaşlarınızla daha sık görüşürseniz, kısacası hayatınızı neşeli, mutlu ve düzene girmiş bir şekilde yaşarsanız depresyondan uzak mutlu bir hayat sizi bekliyor olacaktır.

Hayatın her döneminde kadınların en büyük problemlerinden birisi olan kilo, özellikle gebelik döneminde daha dikkat edilesi bir durum haline gelmektedir. Aslında bebek sahibi olmaya karar veren anne adaylarının da en büyük korkularından birisi gebelik döneminde alacakları fazla kilolardır. Ancak gebelik döneminde beslenmeye ve de günlük kalori alımına dikkat edildiği takdir de, bu durum göründüğü kadar korkutucu değildir.

Gebelik döneminde en önemli olgu, tutarlı ve kararında beslenmektedir. Doyduğunuz halde, iki canlı olduğunuzu düşünerek fazla gıda almak aslında bilinenin aksine yanlıştır. Ayrıca hamile olduğunuz için aşırı yemek yemeniz gerektiğini söyleyen dış seslere de kulak asmamak gerekir. Siz ve bebeğiniz bir bütünsünüz, gerekli besinleri alıp doyduysanız eğer, bunun aşırısı bebeğinize faydalı olmamakla birlikte, sizin vücudunuza kat ve kat yağ kitlesi olarak oturacak ve de sizi mutsuz edecektir. Kahvaltı herkesin hayatında sağlık açısından büyük önem taşıdığı gibi, hamilelik evresinde de atlanılmaması ve özenle yapılması gereken bir öğündür. Hamile anneler kahvaltıda protein ağırlıklı beslenmeli, ara öğünlerini de bebeğe ve kendisine faydalı gıdalar ile değerlendirmelidir. Yine hamilelik döneminde de sık sık ve az yeme mantığı kendini göstermektedir. Hamile bayanlar, bu şekilde beslenmelerini hem sağlıklı olarak geliştirmiş olurlar hem de aşırı kilo almaktan kendilerini koruyabilirler.

Hamilelik döneminde sağlıklı ve kararında beslenmekle birlikte, egzersiz de oldukça mühimdir. Herhangi ciddi bir sağlık probleminiz yok ise, gebeliğiniz boyunca düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapmaya özen gösterin. Doğum sonrası da bebeğinizle evde kolaylıkla yapabileceğiniz egzersizler geliştirerek, kilonuzu kontrol altına alabilir ve de formunuzu istediğiniz normlarda koruyabilirsiniz.

Hamile olup olmadığınızı ve her şeyin yolunda olduğunu gösteren bazı belirtiler vardır. Bu belirtiler ile gebelikten şüphelenebilir ve test yöntemleri ile bu şüphenizden daha da emin olabilirsiniz.

Hamilelik belirtileri genellikle şunlardır;

Adet gecikmesi gebelik şüphesine sebep olan en önemli belirtidir. Adet gecikmesi genellikle hamilelikten şüphelenmede ilk haberci niteliğindedir. Spiral veya doğum kontrol hapı ya da ertesi gün hapı dahi kullanıyor ve adetiniz gecikti ise hamilelikten şüphelenmeniz gerekmektedir. Ama her zaman adet gecikmesi hamile olduğunuz anlamına gelmemektedir. Bazen diğer sebeplerden dolayıda adetiniz gecikebilir.

Adetin yanı sıra bulantıkusmasık idrara çıkmahalsizlikyorgunlukyemek kokularına tahammül edememegöğüslerde hassasiyet ve şişkinlikuyku hali ve kasık ağrısı gibi durumlarda hamilelik belirtilerindendir. Bu belirtilerde her zaman kesin sonuç vermeyebilir. Bu yüzden kesin sonuç için bir ultrason çekerek ya da hamilelik testi yaparak şüphenizden emin olabilirsiniz. Gebeliğin ilk haftasında bebek daha çok küçük olduğu için görülmeyebilir. Şayet hamilelik testlerinde çift çizgi yani pozitif durum hamile olduğunuzu, tek çizgi negatif yani hamile olmadığınızı gösterir.

Gebelik dönemi kadınların en özel ve en zor dönemlerindendir. Bu dönemde kadınlar en hassas oldukları zamanlarını yaşarlar

Özellikle gebeliğin 6. ve 8. haftalarında kadınlarda, mide bulantısı, baş dönmesi, karın ağrısı ve halsizlik gibi sorunlar oldukça fazla görülmektedir. Bu haftalar bazı kadınlar için oldukça zor ve sancılı geçerken bazı kadınlar için size oldukça rutin bir gebelik dönemi gibi geçebilir. Çünkü her bünye aynı değildir. Bazı kadınların bünyesi diğerlerine göre güçlü olduğundan bu dönemi hızlı ve sancısız atlatırlar. Özellikle daha önce doğum yapmış bayanlar için bu dönem sorunsuz geçebilir.

Gebelikte özellikle ilk 3 ay ve 6. ve 8. haftalarının zor geçmesi muhtemel bir durumdur. Bu dönemlerde oldukça fazla dinlemelisiniz ve kendinizi yormamalısınız. Ayrıca kadın doğum uzmanlarınca, bu dönemlerde kadınların sık yemek yemeleri de önerilmektedir. Çünkü mide bulantısı ve doğumun verdiği enerji kaybı vücut direncinizi düşürebilir ve istenmeyen sorunlar karışınıza çıkabilir. Mide bulantısı ve karın ağrısı için ise, soda, tuzlu çubuk kraker, leblebi yada naneli şeker tüketilmesi iyi gelecektir. Bu dönemlerde biraz sabretmeniz ve kendinizi zorlamamanız özellikle tavsiye edilmektedir